Takvime Sığmayan Bir Hikâye: “Dünya Günü” Üzerine Bir İnceleme
Bugün kütüphanemin en özel köşelerinden birine yerleşen, kıymetli yazar arkadaşım Eylül Şenyürek Altaş’ın imzasını taşıyan çok özel bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Dünya Günü.
Bir yazarın, emeğini imzalayarak bir meslektaşına emanet etmesi en zarif hediyelerden biridir. Ben de bu zarif jeste, kitabın bende bıraktığı izleri paylaşarak teşekkür etmek istedim.

Hikâyenin Meselesi: İsimsiz Günlerin Özlemi
Eylül Şenyürek Altaş, kitabında günümüz dünyasının her anı etiketleme ve “özel gün” ilan etme tutkusunu incelikli bir eleştiri süzgecinden geçiriyor. Hikâye ilerledikçe, tüm günlerin birbirinin aynısı olduğu bir durağanlıktan, her dakikanın bir kutlamaya adandığı kaosa evriliyor. “Patlamış Mısır Günü” ile “Yeni Kelime Öğrenme Günü”nün çakıştığı o an, insanın zamanı yönetme değil, zamana hapsolma durumunu gözler önüne seriyor.
Kaosla Başlayan Oyun Daveti
Kitapta öyle bir an geliyor ki, kutlamalar birbirinin ayağına dolanmaya başlıyor. Yazar, “Bağırarak Şarkı Söyleme Günü” ile “Sessiz Olma Günü”nün aynı takvim yaprağına denk gelmesiyle okuru bir çıkmaza sürüklüyor. Çıkmaz dediysem hemen korkmayın canım! Bu aslında yazarın hınzırca planlanmış olduğu bir oyun daveti…
Metindeki “İnsanlar aynı anda hem şarkı söyleyip hem nasıl sessiz olabilirdi?” sorusuyla karşılaşınca zihnimde bir şimşek çaktı. Bir süre kitabı okumayı bırakıp “hakikaten ya, nasıl olacak?” diye düşünürken buldum kendimi.
Bu absürt durum sadece bir mizah unsuru değil, aynı zamanda kitabın P4C (Çocuklar İçin Felsefe) altyapısını en güçlü şekilde hissettiğimiz yerlerden biri diyebilirim.

Görsel Okuma ve Grafik Tasarımın Gücü
Kitabı elinize aldığınızda, Yasir Atiş’in illüstrasyonlarıyla kurulan görsel dilin ne kadar güçlü olduğunu hemen fark ediyorsunuz.
Görseller, sadece metni desteklemiyor; metnin söylemediği o kalabalık ve sıkışmışlık hissini bizzat yaşatıyor. Şehir hayatının karmaşası ile uzayın sonsuz boşluğu arasındaki görsel kontrast, hikâyenin felsefi derinliğini çok iyi besliyor. Kitabın sonundaki “boşluk” ve sorulan soru, okuru pasiflikten çıkarıp eserin bir parçası haline getiriyor.
Yazarın didaktik bir dille “doğru budur” demek yerine, “Peki, sence bu gün neydi?” diyerek topu okurun hayal gücüne atıyor.
”Dünya Günü”, yaşamı kutlamak için her zaman bir bahaneye ihtiyacımız olmadığını, bazen en güzel günün henüz bir adı olmayan o gün olduğunu hatırlatıyor.
Bu güzel eseri imzasıyla taçlandırıp kütüphaneme katan Eylül Şenyürek Altaş’a ve bu görsel şöleni hazırlayan Yasir Atiş’e teşekkürlerimle. Kaleminize, hayalinize sağlık.
Kitap: Dünya Günü
Yazar: Eylül Şenyürek Altaş
Çizer: Yasir Atiş
Sayfa Sayısı: 40
Yayınevi: Küçük Bir Yayınevi

