Yurt Dışı Gezi-Yorumlar

Bir Zamanlar Berlin Zoo- Hayvanat Bahçesi

Günlerden Pazar, geçen hafta… Uykusuz bir geceden sonra balon gibi şiş gözlerle güne başlamışız. Vakit her zamanki gibi sabahın körü. Oruçluk da var üstelik. Daha önce bahsettim mi bilmiyorum Berlin’de Pazar günleri açık bir yer bulmak mümkün değil. Sadece kafeler ve fırınlar açık. Yani vakit geçirilecek mekanlar değil bu aralar böyle yerler. Evde de vakit geçmiyor, iftara kadar dön dur evin içinde…

İki yıldır hayvanat bahçesine gitmek istiyordum. Bu güne kadar hep bir bahaneyle gidilememişti. Eşim de bu isteğimi bildiği için doğum günü hediyelerinden birini bu yönde değerlendirmiş. Bana hayvanat bahçesi için sınırsız giriş hakkına sahip kart çıkarttırmış: ‘’babycard’’ …

Bebekli ailelere özel olarak tasarlanmış bu kartın özelliği bebeğinle birlikte dilediğin kadar gidebiliyor olman ve sıra kuyruğunda beklememen. Tabi bebekler bir yaşına gelene kadar geçerli.

Neyse biz ani bir kararla hazırlandık çıktık. Selim de hayvanlarla tanışsın istedik. Ama Selim ne yaptı? Tam giriş kapısına yaklaşmıştık ki uyudu. Geri çıkmaya yakın uyandı J

Hava, Adana sıcağını aratmıyordu. Bahçe gez gez bitecek gibi değil. Gelmişiz gezmeden gitmek olmaz. Başladık bir kenardan. Girişte bizi su aygırları ve hemen ilerisinde filler karşıladı. Bu hayvanları ilk kez görmenin değişik bir hissine kapıldım. Su aygırlarının fotoğrafını çekerken küçük bir çocuk geldi makinanın önüne oturdu. Fotoğrafını çekmemi istedi. Şaşırdım nedense… Niye şaşırdığıma da şaşırdım şuan… Daha yolun beşte birindeyken biz bitap düşünce sadece bir bölümünü gezebildik bahçenin. Uygun bir zamanda tamamlamayı ümit ediyorum.

Faregiller gibi kemirgenler için yer altında karanlık yapay bir mağara oluşturulmuş. Yollar minik spot lambalarla aydınlatılıyor. Çok havasız ve pis bir kokuyla baş etmek zorundasın eğer orayı gezmek istiyorsan.

Dağ keçileri için yapay bir dağ oluşturulmuş. Ördekler için yapay göl. Maymunlar için yapay tırmanma platformu. Her şey yapay yani…

Hayvanların barınaklarını, hallerini gördüm onlara diyecek sözüm yok. Sözüm o hayvanlara bakmakla yükümlü olanlara. Hayvan hakları konusuna girip sözü uzatma  niyetinde değilim baştan belirteyim de.

Fakat ortada ters giden bir şeyler vardı sanki. Rahatsız edici gizli bir şeyler. Ne olduğunu hala anlamış değilim. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim : hayvanlar çok mutsuz… Tamam doğal ortamından koparılmış esir alınmışsın. Acayip acayip yaratıklarla – ki bunlar bizler oluyoruz-  çevrilmişsin. Bilmediğin bir iklimi yaşıyorsun. Bunları çoğaltabiliriz; ama ben burada bitirmek istiyorum. Hele o aslanın hali. Fotoğraflara dikkatle bakarsınız göreceksiniz ne kadar mutsuz ve çaresiz olduğunu. O zaman anlayacaksınız ne demek istediğimi.

Tabi güzel manzaralarla da karşılaşmadık değil.

Bir diğeri; aileler dilerse çocuklarını açık alanda çocuk eğitmenlerine bırakabiliyor. Eğitmenler onlara kitaptan hikayeler okuyor çocuklar da güzelce dinliyorlar.

Bir de küçük çocuklar yorulmasın diye bir halatla çekilen  küçük el arabasına benzer tekerlekli çekiciler girişte park halinde bekliyor.

Bir Cevap Yazın

Meryem Ermeydan sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin