Kek ve KurabiyeTatlı Bir Dokunuş

Fındıklı Kurabiye Tarifi

Kurabiyenin Felsefesi, Ufalanan Zamanın Tesellisi ya da İki Tepsi Kurabiyeden Geriye Kalanların Hikayesi

Dün akşam Selim’in arkadaşları geldi. Yazılı haftasındayız ya… Sözüm ona ders çalışacaklarmış mış mış mış. Duy da inan! Ne dersi ne çalışması… Ders çalışmama konusu yıllardır benim kabuk tutmayan yaram. Bir de bu yıl LGS denen bir çarkın içine düştük ki aman aman… Neyse konumuz bu değil. Tatlı şeylerden konuşalım. Derken:

İpek de tutturdu; sıkılıyorum ben, diye. Sıkı can iyidir, desek de işe yaramadı. İkna edemedik. Hadi hadi kalk, dedim. Doğru mutfağa. Gel bana yamak ol, kurabiye yapalım. Girdik mutfağa saat olmuş 21.30… Kurabiye hamurunu yoğurdum, hemen iki koldan şekil verdik attık fırına.

10 dakika geçti geçmedi misler gibi kokular yayıldı evin her yanına. Kokuyu alan mutfağa koştu. Dedim ya güya ders çalışıyor bizim çocuklar. Nerdeee! Daha pişmedi, gidin ben çağırırım pişince diyorum. Gitmiyorlar. Mis gibi koktu, ohh mis mis deyip duruyorlar. O hengamede, çocukların o tatlı heyecan ve bekleyişlerinde bir an öyle derinlere daldım ki…

Bu kurabiye denen şey çok acayip bir kere bu konuda anlaşalım… Yaşı kaç olursa olsun herkese mutluluk veriyor, derdini tasasını unutturuyor. Yanılıyor muyum, öyle değil mi ama?

Kurabiye, bir insanın eviyle kurduğu duygusal bağın en sade hâli sanırım. Fırından çıkan kurabiye kokusu evin her yanına karışmış bir hatıra gibi anılara yerleşiyor. Fırının içinden yükselen ısı, hem geçmişi hem bugünü ısıtıyor.

Bir kurabiyeyi sevmek, aslında yaşanılan o anları, bilinen bir zamanı sevmek demek. Çocukların bekleyişini, annenin “birazdan pişer” deyişini, o sabırsız bakışların anısın anısını sevmek.

Kurabiye, modern hayatın telaşına karşı küçük bir direniştir:

Elle yapılmış, evde pişmiş, bekleyeni olan bir şeyin hâlâ mümkün olduğuna inanmaktır.

Kurabiye, insanın “her şey bu kadar basit olamaz dediği yerde, “aslında olabilirdiyen tatlı bir hatırlatmadır. İşte böyle, çocukların o tatlı sabırsız bekleyişi içinde bir kurabiyeden nerelere gittim geldim. Hazır gelmişken tarifimi de aşağıya ekleyeyim.

MALZEMELER

Bir buçuk su bardağı pudra şekeri

1 çay bardağı sıvı yağ

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya ya da bir damla vanilya aroması

1 adet yumurta

1 çay bardağı nişasta

Oda sıcaklığında 200 gram tereyağı ya da margarin

Yaklaşık 4 su bardağı un ( ele yapışmayan yumuşak bir hamur olacak gerekirse ekleme ya da çıkarma yapabilirsiniz)

1 çay bardağı kavrulmuş parça fındık (ya da ceviz)

2 paket beyaz çikolata ( ya da 1 su bardağı damla çikolata)

HAZIRLANIŞI

Fırını 175 derece alt üst ayarda önceden ısıtın.

Tereyağını küçük parçalar halinde doğrayın.

Bir kabın içine tereyağı ve pudra şekerini koyun mikserle iyice çırpın.

Ardından yumurta, sıvı yağ, vanilya, kabartma tozunu koyup çırpmaya devam edin.

Unu kontrollü olarak ekleyin. Buradan sonrasını elinizle yoğurarak devam edin.

Sonra çikolataları küçük parçalar olacak şekilde doğrayın.

Çikolataları ve fındıkları da hamura ekleyin yoğurun.

Fırın tepsisine yağlı kâğıt serin.

Hamurdan parçalar kopararak dondurma kaşığı şekil verip tepsiye dizin.

Önceden ısıtılmış 175 derece fırında alt üst ayarda yaklaşık 15-20dakika pişirin.

Pişirin pişmediğini anlamak için kurabiyelerin alt kısmını kontrol edebilirsiniz.  Hafif kızarmışsa fırından çıkarabilirsiniz.

Fırından yükselen o tatlı kurabiye kokusu, geçmişle bu günü aynı tabakta buluşturuyorsa, kurabiye yerken senin tabağında hangi anı duruyor? Yorumlarda paylaşmak ister misin?

Afiyet olsun.

Bir Cevap Yazın

Meryem Ermeydan sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin